Muzaffer Sarısözen ve “Yeni Türk Müziği Hareketi”

muzaffersarisozen-2

Cihat Aşkın, “Yeni Türk Müziği Hareketi” adlı bir konser serisi başlattı. 25 Ocak’ta Cengiz Özkan‘ın konuk olduğu ilk konserini dün dinledim. İçeriği belirleyen isim ise Cumhuriyetin ilk yıllarından ölümüne kadar Anadolu’yu köy köy dolaşıp binlerce türkü derleyerek notaya alan, TRT arşivlerine geçiren, Ankara Radyosu’nda “Yurttan Sesler” programını yöneten Muzaffer Sarısözen (1899-1963) idi. Bunca işin ve gündemin arasında, haftaiçi haftaiçi eve dönüş çilesi çektirmeye beni iten şey ise ‘yeni’ olanın ne çıkacağıydı merakıydı. “O da neymiş adamın üşendiği şeye bak”, demeyin. Burası Yeni İstanbultüm hayatımız trafik travmasını atlatmak üzerine kurulu.

Neyse efendim, detaya geçmeden özete geleyim: Maalesef, ben bu konser içeriğinde hiç yapılmamış yenilikte bir durum göremedim. Ama Cihat Hoca’nın sahneye çağırdığı ismini hatırlayamadığım bir araştırmacı ve Sarısözen’in oğlu Memil Sarısözen, az bilindik önemli malumatlar verdi. Meğer Muzaffer Sarısözen, döneminin müzik adamlarına (bkz: Mahmut Ragıp Gazimihal) benzer fikirler taşırmış. Oğlu Memil Bey’den mealen aktarmak gerekirse, “biz halk musikimizi kendi kendimize yine bildiğimiz gibi [otantik] icra etmeliyiz, ama bu güzelliği dünyaya yaymak istiyorsak bunu onların anlayıp beğeneceği dilde, polifonik bir yapıda anlatmalıyız” şeklinde konuşmalar yaparmış. İşte bu bana oldukça ilginç geldi. Hatta, Muzaffer Sarısözen Anadolu’daki derlemelerinde duyduğu çok sesli bağlama çalışlarını da notaya almış. Bunlar basılacakmış, heyecanla bekliyoruz…

Halihazırda bilinen ve çok sesli olarak TRT kayıtların geçen bir türkü var. Muzaffer Sarısözen, 1944 yılında Pertek‘te derlediği paralel beşli yürüyüşle yürüyen iki ezginin icra edildiği örnek için şunları yazmış:
vardim-dostun-bahcasina

“Pertek ilçesinin Ulupınar Köyünden 1319 doğumlu Süleyman Kaya ile Hozat’ın Yaldızağaç Köyünden 1317 doğumlu İsmail Oğuz’dan 1944’te plağa alınan bu türkünün, kolay anlaşılabilmesi için, saz kısmını bir tarafa bırakarak sadece vokal halinde kulağa gelen seslerini notaya aldık.

Bir bağlama ve bir kemane ile söylenirken tespit ettiğimiz ”Gül” türküsünde paralel kent şeklinde yürüyen iki seslilik vardır. Notasında görülen kentlerden başka birkaç aralık da, sanatkarların bu türküyü küçük aralıklarla söylemiş olmalarından doğmaktadır.

Yirmi yıla yakın bir zaman üzerinde durduğumuz Türk halk sazlarında çok seslilik, konusunun telli saz çeşitlerinden bağlamalardaki şeklini Milli Eğitim Bakanlığı’nca yayımlanan ”Güzel Sanatlar” dergisinde genişçe bir yazı ile tespit etmiştik. O yazıda, Türk bağlamalarında gördüğümüz çok seslilik şeklinin çoğunlukla paralel beşlilerden kurulmuş olduğu sonucuna varılmıştı.”

Sarısözen M., 1946, “İki Sesli Halk Müziği”, Sayı 7, Ülkü Dergisi, Halkevleri, Ankara.

Buna benzer bir çalışmayı Erol Parlak, Neşet Ertaş külliyatı için yapmıştı. Neşet Usta, babası Muharrem Ertaş ve emmisi Hacı Taşan‘dan farklı olarak  bozuk düzende Re karar çalmayı tercih etmiş. Bunu kendi deyimiyle “dönemin zevkini yansıtacak şekilde, ahenkli” çalmak istediği için yaptığını söylemişti. Bu nüansları Erol Hoca notaya almış, ve bunları dinleyen Neşet Ertaş’ın bu şekilde kayda geçmesinden duyduğu mutluluğu dile getirdiğini söylemişti.

Aynı şekilde Sinan Ayyıldız, Erol Parlak danışmanlığında yaptığı “Teke yöresi Yörük Türkmen müzik kültüründe yerel çok seslilik özellikleri” başlıklı yüksek lisans tezinde bu çalışı Yörük Türkmen müziğinde analiz etmiş ve notaya almış. Okuması gayet keyifli ve akıcı bir tez, şuradan konu başlığı veya yazar ismi ile arayarak ulaşabilirsiniz. 

Konsere geri dönersek, detayları merak edenlere konserle ilgili Cihat Aşkın ile yapılmış bir röportaj burada. Konser, Muzaffer Sarısözen’in çok sevdiği ve ölmeden evvel dinlemek istediği “Ezim ezim eziliyor yüreğim” türküsünün Cihat Hoca tarafından solo keman icrasıyla başladı.

Akabinde Muzaffer Sarısözen’in sesiyle sunumunu yaptığı ve Yurttan Sesler’in ilk kadrosunun efsane bağlamacılarının Soma Zeybeği icrasıyla ile devam etti. Barkovizyonda gösterilen bu videonun tıpkısı aşağıda. Bir yandan izlemeye doyulmayan sazlar ve onları çalan aşıkların fotoğrafları eşliğinde…

Bunlar da fikir vermek adına hoşuma giden parçaların telefonla alınmış ses kayıtları:

Evlerinin Önü Mersin, Isparta. Orkestra ve Koro ile:

Meşeler Göğermiş, Ankara Kızılcahamam. Cengiz Özkan, Orkestra ve Koro ile:

Gül Kuruttum, Hatay. Cengiz Özkan, Orkestra ve Koro ile:

cengiz-cihat

Final.

26 Ocak 2017, Kadıköy.